Selamlar Gönül Dostlarım ! Güzel bir haftanın başlangıcında sizlerle beraber olmanın güzelliği içerisindeyim.. Bu haftaki yazıma geçmeden önce geçtiğimiz hafta 16 kaymakamlık kupası Bahar turnuvasında şampiyon olan EMNİYET sporu, futbolcularını ve teknik heyetini gönülden kutluyorum, ayrıca dereceye giren diğer takımlarımıza ve sporcularımıza bundan sonraki müsabakalarda başarılar diliyorum. Güzel bir katılım ve dostça geçen bir mücadele sonunda final maçı yağmura rağmen seyircilerin ilgisini kaybettirmedi. Turnuvaya geçmiş yıllara nazaran protokolün ve siyasi parti temsilcilerimizin katılımı,ilgisi daha fazlaydı, buda izleyenler açısından memnuniyet ve takdir verici olarak kabul edildi. Başta Sayın Kaymakamımız Abdülkadir KARATAŞ, Cumhuriyet Başsavcımız Sayın Mehmet ÇITANAK ve Emniyet Müdürümüz Sayın Mehmet GÜLSEZEN e turnuva boyunca ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür borçluyum. Sevgili Dostlar biz çalışanlar için hafta sonu kahvaltısının ayrı bir önemi ve güzelliği vardır. Hafta sonu kahvaltı sofraları çeşit ve lezzet bakımından ,koşturmaca yapılan kahvaltılara göre ayrı bir zenginliğe,keyfe sahiptir. Hele kahvaltıda tazecik mis gibi kokan çıtır simidin de varsa değmeyin keyfime,anlatılmaz yaşanır. Bunun yanında gazete sefası da olmazsa olmazıdır..Bu hafta sonu dinlediğim güzel bir şarkı saatlerce kulaklarımda yankılandı, sanki ilk defa dinliyormuşum gibi saatlerce sözlerini düşündüm durdum. ?Güle sorma o bilmez aşkı sevdayı, neşeyi Laleye sor, çiğdeme sor mor menekşeye sor? Bahçeye çıktım ve gördüğüm bütün gülleri dikkatlice süzdükten sonra tek tek hepsini okşamaya başladım. Gül ile söylenen şarkıları düşünmeye başladım fakat böylesi içten etkileyici başka bir şarkı aklıma gelmedi .Bir an sadece bülbülün güle aşık olduğu ve birbirlerini sevdiklerine dair methiyelerin düzüldüğü ve bir çok aşk hikayelerine konu olduğunu düşündüm. Çünkü bülbül yaşamı boyunca güle aşık,gülün kurbanıdır,ama günlerce yapılan yalvarış ve yakarışlara rağmen gül, bülbülün aşkından haberdar olmasa da yine de bülbül gül e olan aşkından ve sevgisinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Geçen yazılarımda bahsettiğim gibi mayıs ayı gül ayıdır. Güller mayıs ayında daha canlı ve renkleri daha parlak, tomurcukları dünyaya yeni gelen bir bebek kadar masum ve güzel açar. Gül açtığı ve dalında kaldığı sürece umutludur, canlıdır. Koparıldığı zaman toprağına kavuşmuş olur, bülbülün ötmesi de sona ermiş olur. Bugün bir çok kamu kurum ve kuruluşlarının bahçelerinde, oyun bahçelerinde renk renk açmış güllerin yanında uyarı levhaları görürüz ?Gülleri koparmayınız? veya ?Gülü dalında bin kişi,elinde bir kişi koklar? bizler acaba birileri uyarmadan bunların koparılmasının etik olmadığını neden düşünemeyiz ki? Gülleri koparmak için mesai saatinin bitimini bekleyerek eve götürmeye neden heves ederiz anlayamam . Nisan ayı içerisinde Manisa ya gitmiştim, burada Manisa Belediyenin şehrin çeşitli yerlerine diktikleri anemon lalelerini gördüm. Gerçekten dikilme dizaynı olarak, renk sıralanışı ve yetiştirilmesi bakımından çok emek sarf edildiği her halinden belliydi. Tren garına doğru giden yolda önümden geçen orta yaşlı bir aile orta şeritte yer alan lalelerden iki kök çıkararak poşete doldurdu ve sanki hiçbir şey olmamış gibi gayet sakin şekilde yollarına devam ettiler. Günlerce verilen emeğinin karşılığı bir anda bozuldu gitti. Bugün hiçbir Avrupa ülkesinde böyle uyarı levhalarının olduğunu sanmıyorum. Buraya ekilen laleler ve güller o şehirde yaşayan insanlara verilen değerin bir göstergesidir. Bu çiçeklerin bizler için dikildiğini, yaşadığımız yere gösterilen sevginin ,güzelliğin simgesi olarak dikildiğini bilmemiz ve bu güzelliklere sahip çıkmamız lazımdır. Çandarlı yı görenler ,tanıyanlar bilir, Belediye binasının yanında çok güzel bir park vardır, bunun yan tarafı açık hava düğün salonu, diğer tarafı çay bahçesi ve dinlenme parkıdır. Bu parkın içinde aynı zamanda spor aletleri de konulduğundan yazın özellikle sabah saatleri hayli kalabalık olur. Bu parkın içinde mayıs gülünden ,sarmaşık gülüne kadar her türlü gül çeşidi mevcut olup, bakımı ve sulaması titizlikle yapılır. Bu güzel sahil kasabasında çiçek ve gül koparana asla müsaade edilmez. Orada yaşayan insanlar o çiçeklerin kendileri ve gelen misafirleri için güzelliğin ve çevrenin simgesi olarak kabul ederler. Bırakın çiçeği dalından koparmayı, mümkünse sabahları ve akşamları mis gibi kokan hanımeli, gül, karanfiller dikelim. Çiçek dalında kalırsa doğa güzelleşir, zenginleşir, sevgiyi daha farklı, kokularını bir başka hissettirirler bize. Koparılan her çiçek,kırılan her dal yaşadığımız çevreye yaptığımız en büyük ihanettir. Hepinize sağlıklı ve neşeli günler diliyorum. Hoşça Kalın.
Bu yazı 1365 kere okundu.
|