Sevgili gönül dostlarımla ve değerli okurlarımla her zaman olduğu gibi gazetemizin değerli köşesinde sizlerle tekrar buluşmanın sevinç ve muhabbeti ile güzelliklerle dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum. 2010 yılı ilk ve orta öğrenim okulları için sömestre tatili geçen hafta başladı. İlçemizde bulunan tüm öğrenciler sevinçle karnelerini aldılar. Tabii ki karne kimi öğrenciler için başarılı ve disiplinli çalışmanın sonucunda keyifli bir tatilin başlangıcı iken diğer öğrenciler için kendilerini teraziye koyma, tartma ve toparlanma zamanıdır. Tatile hüzünlü başlayan genç kardeşlerimiz, istedikleri takdirde yıl sonunda diğer başarılı arkadaşları gibi mutlu sona ulaşacaktır. Yeter ki her zaman olumlu düşünceler sahip olun. Unutmayın ki her zaman için istemek Başarmanın temel anahtarıdır. Burada ailelere de önemli görevler düşmektedir. Öğrenci kardeşlerimizi olumsuz yönde eleştirmeleri onları kazanmak yerine kaybetmelerine neden olabilir. Her çocuğun farklı farklı alanlarda başarılı olabilecekleri, veya başardıkları yetenek ve kabiliyetleri vardır, çocuklarımızı bu yönden görmeye çalışarak, sevginizi kendilerine hissettirmeye çalışın. Yeşil Yaşam köşesi olarak başarılı olan tüm öğrencileri , çalışmalarından dolayı gönülden tebrik ederken, tatile biraz üzgün başlayan değerli öğrencilerimizin de yıl sonuna kadar eksikliklerini gidererek aynı başarıyı yakalayacaklarına olan inancım sonsuzdur. Tüm öğrenci kardeşlerime mutlu ve huzurlu tatiller diliyorum. Sevgili gönül dostlarım, geçen hafta içerisindeki “Hayvan deyip geçmeyin” yazısı ile ilgili çok güzel duygu yüklü sözler ve teşekkür mail leri aldım. Demek ki her insanın içindeki merhamet duyguları, aynı hislerle sevgiye dönüşebiliyormuş.İnanın hayvan sever dostların ve değerli okurlarımın hayvancıklara bakış açılarını ifade eden güzel sözlerini defalarca kez okudum, öyle çok mutlu oldum ki anlatamam. Gerçekten hepsi merhamet ve şefkat dolu sözler ifade ediyorlardı. Değerli kardeşlerim, merhamet, yaratılanlardan hiç birine zulüm ve haksızlığı reva görmeyip, içlerinde zararlı olmayan güçsüzlerin zayıf hallerine acıyıp, yapılabileceklerimizi ve elimizden gelenleri yapma fırsatını yakalayabilmektir. Merhametin zıt anlamı ise acımasızlık, gaddarlık, sertlik, ve acılardan zerre kadar his duymamaktır. Oysa şefkat ve merhamet acı çekmeyi, eziyet etmeyi önleyen, katılıkları yumuşatan,nefret duygularını sevgiye dönüştüren ulvi bir duygudur. Merhamet, insanı insan yapan ve insanca davranabilmenin en büyük erdemidir. Değerli dostlar, çevremizde yaşayan sessiz dostlarımız içinde İslam dininde yazılmış çeşitli bilimsel yazılar mevcuttur. Bu yazılarda hayvanların dövülmesi, aç susuz bırakılması, zevk için avlanması, yavrularının telef edilmesi, dövüştürülmesi, hedef haline getirilmesi, güçlerini aşan ölçüde yük vurulması, gibi kötü muameleleri hiçbir zaman tasvip etmemiştir. Bizlere hayvanlara merhamet etmeyi, onlara iyi davranmayı emretmektedir. Büyük gönül insanı ve halk şairi Yunus Emre nin “Yaratılanı sev yaratandan ötürü” şeklindeki güzel sözü ,kendi çevrelerine ve çevrede yaşayan her türlü canlıya karşı takındıkları tutumu çok özlü olarak ifade etmektedir. Atalarımız geçmiş yıllarda, yaşamamızın vazgeçilmesi parçası olan hayvanlara olan sevgi ve şefkat duygularını gösterebilmek için, çeşitli hayvan hastaneleri ve hayvanları korumaya yönelik bir çok vakıf kurmuşlardır. Can taşıyan her mahlukata karşı yapılan iyiliğin,kendimiz ve gelecek için büyük yatırım olduğunu unutmayalım. Bazen gazetelerde okuyoruz, çeşitli hayvan güreşleri ile horoz, köpek, gibi hayvan dövüşleri yaptırılmaktadır. Hayvanların yaratılış gayeleri doğrultusundan çıkarak, farklı spor adı altında eğlenceye alet edilmeleri ve bahis oynanmaları dinimizce de yasaktır. Dövüşmeleri için kızıştırılmaları ve kızdırılmaları resmen işkencedir. Sahneye çıkan iki köpek veya horoz dövüşecek,kan revan içinde kalacak sahipleri sözde kendilerini diğer insanlardan üstün olduklarını ve ayrıcalıklı olduklarını var sayacaklar, veya ortaya konulan bahissi alacaklar,mutlu olacaklar. Bunları yapanların insan olarak dünyaya geldiğinden bile şüphe duyarım. Hiç bir insan diğer bir canlının eziyetinden çektiği acıyı kendine zevk ederek yaşamaya çalışırsa o kişini yaratılışından şüphe duymamak mümkün değildir. Hem yazıktır, hem ayıp, aynı zamanda da cehaletin daniskasıdır. Bunları seyreden ve yapılması için ortam hazırlayan insanların da zamanla vicdanın sesine esir düşeceğini ve bu acıyı ömrünün sonuna kadar hissedeceği yönündeki acıyı da unutmasınlar. Eee ne demişler etme kulum bulursun dünyası, her şeyin bir bedeli varsa , yaptığın iyilik ve kötülük kadar karşılığın sana döneceğini görmekten asla şüphen olmasın. Haftaya bir başka yazımızda buluşuncaya dek hepinize, sağlık, mutluluk dolu bir hafta geçirmeniz dileği ile sevgiler sunuyorum. Hoşça kalın.
Bu yazı 1489 kere okundu.
|