Sevgili gönül dostlarımla ve kıymetli okurlarımla her zaman olduğu gibi gazetemizin değerli köşesinde sizlerle tekrar buluşmanın sevinç ve muhabbeti ile güzelliklerle dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sevgili arkadaşlarım, yazılarıma başladığım ve bugüne kadar devam ede gelen köşemde siz değerli okurlarımın yorum ve eleştirilerine göz atarak, bazı konuların neden ve niçinler inden ziyade, bizler toplum içerisinde yaşarken neler yapabiliyoruz düşüncesi, hareket ve mantığı ile bu haftaki yazımı yorumlara ayırmak istedim. Hepimizin yıllardır bildiği üzere insan haklarına saygı, devletimizin olduğu kadar, toplumun ve toplumumuzu oluşturan vatandaşların sorumluğunu da kapsamaktadır. Ortak yükümlülük ve sorumluluk alanında ; hakları sağlama, koruma,ihlalleri önleme, yararlandırma ve geliştirme büyük önem kazanır. Demokrasi ve insan hakları kültürü, bir devlet yönetimi biçimi olduğu kadar toplum ve için bir yaşam tarzıdır. Yukarıda da belirttiğim üzere okurlarımızın en çok mail ve eleştirilerinin başında çevre sorunları,hava kirliliği, trafik sorunu,ve Pazar yerinin ihtiyaçlara cevap veremediği sorunu gelmekte olduğunu görüyorum.. Zaman zaman bu konuların içeriklerini, nedenlerini konunun muhatapları ile konuşuyor, paylaşıyorum. Tabii ki okurlarımızdan gelen yapıcı eleştirileri bizler her zaman için büyük bir titizlikle irdeliyor ve takip ediyoruz. Bu sorunlar sadece İlçemize ait sorunlar değil, toplumumuz genelinde ve her yerde yaşanan ortak sorunlar olarak dikkat çekmektedir. Bugün Soma da yaşayan vatandaşlarımızdan birisine hava kirliliği varmıdır ? diye sorsanız hiç şüphesiz dert yanmaya başlayacaktır. Peki aynı vatandaşa sen çevre kirliliğinin önlenmesi ne yapıyorsun diye soru yöneltseniz alacağınız cevap muhakkak “ben tek başıma ne yapabilirim ki” olur, oysa dışarıda mangal, naylon, atık plastik, motor yağı yakmakta hava kirliliğinin en büyük düşmanlarından değilmidir?, hangimiz acaba evdeki atıkları çöpe atarken,ayrıştırma yapıyoruz, çevreye olan zararları düşünebiliyor muyuz? O zaman bizlerde potansiyel suçlu olmuyor muyuz ? Her şeyi boş vererek nereye kadar veya nereye varacağız,bu işin sonu ne olacak diye hiç mi hiç üstümüze vazife olarak alıyor muyuz?. Maalesef ki hayır.
Diğer bir sorunumuz trafik sıkışıklığı ve kontrolü konusuna gelince ; Kırmızı ışıkta geçen sürücüler mutlaka robot değil bizleriz.Trafik lamba ve işaretlerine uymayanlar kim? yine bizleriz, araçlarımızı gelişigüzel park edenler yine bizleriz . Kırmızı ışık nedir? Yeşil ışık neye yarar kısacası hangi ışıkta durulur, hangi ışıkta yola devam edilir, diye düşünsel bir yolculuğa çıkabiliyor muyuz? Maalesef ki hayır. Sevgili dostlar hiçbir şey karşıdakini eleştirmek kadar kolay olmamaktadır. Bugün ilçemizde her aracın başına bir trafik görevlisi verseniz, sonuç yinede sizin istediğiniz gibi olmayacağı kesindir. Son günlerde özellikle de moda haline gelen ,yeşil ışık yandıktan sonra öndeki sürücü hareket etmiyorsa, en acılı korna sesi ile öndekini uyarması başlı başına moda haline geldi, beş saniye beklemeye bile tahammülümüz kalmamış. Ne gariptir ki bazı araç sürücüleri ise kendilerini ambulans veya itfaiye sürücüsü olduğunu düşünerek geçiş üstünlüğüne sahip araç sınıfına sokmakta ve trafik ışık ve ikazları onları ilgilendirmemektedir. Yine birçok vatandaşımız sarı ışık yandıktan sonra yeşile geçiş süresini beklemeden, hemen harekete geçmektedir. Sevgili dostlarım o zaman karşı eleştiriyi neden canımız yandığı zaman veya ceza işlem uygulandığı zaman yapıyoruz, veya yaya halinde hareket ederken hataları rahat gözlemleyerek tepkimizi ve şikayetimizi dile getirebiliyoruz.İlla ki kendi canımızın yanması mı lazım?
Pazar yeri çevresine park edilen araçlardan hepimiz şikayetçiyiz, ancak bakın ki kendi aracımızı koymak için yer arayan veya park eden yine bizleriz.Her köşe başına trafik lambası dikmekle, trafik sorununun kökten halledileceğini düşünmek mantıksızlıktır. Toplum olarak bizler bu ışıklara uyduğumuz müddetçe, o lambalar görevini yapacaktır. Bu iş trafik görevlilerinin işidir, belediye zabıtasının işidir diyerek, medeni olmayan bir düşüncenim içerisinde olmak, tamamen ilkel ve kültür ötesi bir düşünce sistemidir. Bizler ortak yaşamın, ortak kurallarını yaşama geçirmek için üzerimize düşen görevimizi layığı ile yapmak zorundayız. Bizler görmeyi istemediğimiz tüm kirlilikleri ortadan kaldırmanın yolunu bulup, ortak yaşamın ve güzel günlerin önünü beraberce açmak zorundayız. Pazar yerinde bulunan esnaf vatandaşın başına birer tane zabıta memuru görevli kılsanız, ertesi günü sabah pazar yerinden geçerken karşılaşacağınız manzaranın diğer günlerden farkı olacağını sanmadığım gibi,içimizde yasaklara karşı olan tepkinin dışa vurulması ile daha fazla kirlilik göreceğinizden asla kuşkunuz olmasın.Bugün o soğukta, sıcakta, karda, kışta görev yapan kamu görevi yapanların yerine kendinizi koymanızı ve aynı görevleri kendiniz yaparken yaşayacağınız sorunları düşünmenizi istiyorum. Acaba sizler o kadar sabırlı ve hoş görülü olabilecek miyiz? O zaman bu çarkın içerisinde hareket eden insanlar olarak sen,o,ben, bizler “her şeyi onlar yapsın, onlar sağlasın, temizlesin, düzeltsin” bizler batıralım mantığından vazgeçerek ortak yaşamın kuralları gereği üzerimize düşeni yapmalı ve karşımızdaki insanlara saygı göstermesini öğrenmeliyiz. Hep yıkıcı değil, yapıcı olmakta erdemlik ve fazilet olduğunu unutmayın.
Yaşanabilir bir Soma için, yeni bir bilinçle, yeni bir anlayışla, yeni bir davranışla hepimiz görev başına!..
Gelecek haftaki yazımızda buluşuncaya dek, hepinize sağlık,mutluluk, esenlik dolu günler diliyorum. Hoşça kalın.
Bu yazı 969 kere okundu.
|